Efl olarak “Ok atan kirpiye ne denir” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Ok atan kirpiye ne denir?
Sizi Efl’da “Ok atan kirpiye ne denir” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Bazı sorular var ki insanın hayatla olan ilişkisini sorgulatır. Mesela “Neden sabah 8’de işe gidiyorum?” ya da “Bu kadar kahve içmek kalbimi hızlandırır mı yoksa varoluşumu mu?” gibi… Ama sonra bir soru geliyor ki tüm sistemi çökertiyor: Ok atan kirpiye ne denir?
Bunu ilk duyduğumda İzmir’de Kordon’da yürüyordum. Bir elimde simit, diğer elimde hayatla ilgili yarım kalmış planlarım vardı. Deniz rüzgârı yüzüme vuruyor, martılar sanki hayatımı yargılıyordu. Tam o sırada arkadaşım mesaj attı:
“Ok atan kirpiye ne denir biliyor musun?”
Telefonu bir süre öylece tuttum. Ekrana baktım. Martılara baktım. Simide baktım. Ve hayatımda ilk kez hiçbir şeye hazır olmadığımı fark ettim.
Kirpi, ok ve insan zihninin kısa devre yapma anı
Normalde kirpi dediğin şey oldukça net bir karakterdir. Küçük, dikenli, kendi halinde yaşayan, “beni rahatsız etmezsen ben de seni batırmam” kafasında bir canlı. Ama işin içine “ok atmak” girince her şey değişiyor.
Ok atan kirpiye ne denir?
Bunu düşündükçe zihnimde bir animasyon canlanıyor: Küçük bir kirpi, sırtındaki dikenleri yeterli bulmamış, bir de yay edinmiş. Ormanda “tak tak” sesleriyle ilerliyor. Tavşanlar panik, sincaplar güvenlik toplantısında.
Ben bunu düşünürken iç sesim devreye giriyor:
“Abi kirpi zaten savunma modunda, bir de saldırıya geçmiş. Bu bildiğin karakter gelişimi değil mi?”
Ve işte o an, soru basit bir bilmece olmaktan çıkıp varoluşsal bir probleme dönüşüyor.
İzmir’de gündelik hayat ve kirpi metaforu
İzmir’de yaşayınca her şey biraz daha rahat, biraz daha dağınık ve biraz daha “sonra bakarız” modunda ilerliyor. Kordon’da otururken yan masadan gelen konuşmalar bile bazen hayat dersi gibi:
– “Abi hayat çok zor ya.”
– “Kirpi bile ok atıyor artık.”
İşte tam burada konu yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Ok atan kirpiye ne denir?
Ben bu soruyu düşünürken genelde kendi hayatımla paralellik kuruyorum. Mesela sabahları işe geç kalınca hissettiğim şeyle, kirpinin ok atmaya karar verdiği an arasında garip bir bağ var. İkisi de biraz “artık yeter” hissi taşıyor.
Kirpi moduna giren insan sendromu
Bazen insanlar da kirpi gibi oluyor. Dışarıdan bakınca sakin, kendi halinde… ama içten içe herkesin üzerine hayali oklar fırlatıyor.
Özellikle toplu taşımada bu çok net gözlemleniyor. Metroda biri size çantasıyla hafif dokunsa bile iç sesiniz şöyle diyor:
“Bir gün herkes yaptığının karşılığını alacak.”
İşte bu, modern insanın “ok atan kirpi” versiyonu olabilir.
Arkadaş ortamında “ok atan kirpi” tartışması
Geçen gün arkadaşlarla bir kafede oturuyoruz. Konu yine hiçbir yere varmayan ama herkesin çok ciddiye aldığı türden:
– “Ok atan kirpiye ne denir sizce?”
– “Kirpi olamaz o, başka bir tür bu.”
– “Belki de evrim geçirmiştir?”
– “Abi kirpi zaten dikenli, ok ne alaka?”
Ben sessizce dinliyorum. Çünkü biliyorum ki bu tartışma çözüme ulaşmayacak. Ama yine de içimden geçen şey şu:
“İnsanlık belki de bu soruya cevap bulsa dünya barışı gelir.”
Tabii bu biraz abartı olabilir ama İzmir sıcağında beyin bazen fazla dramatik çalışıyor.
Ok atan kirpiye ne denir? sorusunun felsefi boyutu
İşin eğlenceli kısmı bir yana, bu soru aslında insan zihninin boşluk doldurma refleksini çok güzel gösteriyor. Anlamı olmayan bir kombinasyon, beynin içinde otomatik olarak anlam aramaya başlıyor.
Kirpi = savunma
Ok = saldırı
Kirpi + ok = ???
Beyin burada durmuyor. Hemen çözüm üretmeye çalışıyor. Çünkü insan zihni boşluk sevmez. Hele ki İzmir’de akşamüstü esintisiyle birlikte düşünüyorsan, her şey daha da derinleşiyor.
Bir noktada kendime şunu sorarken buluyorum:
“Ben neden şu an ok atan kirpiye bu kadar kafa yoruyorum?”
Cevap yok. Ama düşünmek bile eğlenceli.
Gündelik hayatın absürt yansımaları
Bazen markette sırada beklerken bile bu soru aklıma geliyor. Önümdeki kişi bozuk para ararken iç sesim devreye giriyor:
“Acaba o da ok atan kirpiyi düşündü mü?”
Tabii büyük ihtimalle düşünmedi. Ama mesele zaten o değil.
Mesele, hayatın küçük anlarına absürt bir anlam yüklemek. Çünkü insan bazen ciddiyetten yoruluyor ve zihni kendi kendine oyun kuruyor.
Ok atan kirpiye ne denir?
Belki de buna bir isim vermek zorunda değiliz. Belki de sadece gülüp geçmek yeterlidir.
İç sesin kirpiyle çatışması
Bazen gece yatağa uzandığımda zihnim tekrar devreye giriyor:
“Kirpi ok atabilir mi?”
– “Hayır.”
– “Peki ya atarsa?”
– “O zaman sabah işe nasıl gideceğiz?”
İşte bu noktada insan kendiyle küçük bir tartışma yaşıyor. Mantık bir tarafta, hayal gücü diğer tarafta.
Ve ben genelde hayal gücünün tarafını tutuyorum. Çünkü o daha eğlenceli.
Ok atan kirpiye ne denir? üzerine şehir efsaneleri
Zamanla bu tür sorular şehir efsanesine dönüşür. Bir arkadaşın başka bir arkadaşa anlatır, o da başka birine:
“Bir soru varmış, ok atan kirpiye ne denir diye…”
Ve bir bakmışsın, konu artık sorudan çıkmış, kültürel bir muhabbet malzemesi olmuş.
İzmir’de bu tarz şeyler daha da hızlı yayılır. Çünkü insanlar zaten sohbet etmeyi sever. Konu ne kadar anlamsızsa, o kadar uzun konuşulur.
Gülmenin en saf hali
Aslında bu sorunun en güzel yanı cevap aramak değil. Sorunun kendisi.
Çünkü insan bazen mantıklı şeylerden değil, saçma görünen şeylerden gülüyor. Ve o gülme hali en saf olanı.
Ok atan kirpiye ne denir?
Belki de “hayal gücünün fazla mesai yaptığı an” denir. Belki de hiçbir şey denmez.
Ama kesin olan bir şey var: Bu soru insanın yüzünde küçük bir tebessüm bırakıyor.
Ve bazen bu yeterli oluyor.
Son bir İzmir akşamı düşüncesi
Kordon’da gün batarken insanlar banklarda oturuyor. Kimisi telefona bakıyor, kimisi denizi izliyor, kimisi de hiçbir şey yapmadan sadece var oluyor.
Ben ise içimden şunu geçiriyorum:
“Eğer bir gün gerçekten ok atan bir kirpi görürsem, ona ne diyeceğim?”
Muhtemelen hiçbir şey demem. Sadece bakarım. Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, yaşanmak için vardır.