Efl ekibi olarak “Koru Hotel kimin” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Koru Hotel kimin? Meselenin Göründüğünden Daha Karmaşık Olabileceği Bir Sabah
Değerli Efl takipçileri, bu yazımızda “Koru Hotel kimin” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Sabah uyanıyorum, İzmir güneşi perdenin arasından “ben geldim yine, haydi hayatı ciddiye alma” diye içeri sızıyor. Telefonu elime alıyorum, klasik refleks: bildirim yok ama Google var. Bir insanın kendine yapabileceği en tehlikeli şeylerden biri bu aslında. Çünkü o boşlukta beyin şöyle diyor: “Hadi bakalım, bugün neyi kurcalıyoruz?”
Ben de kurcalıyorum: Koru Hotel kimin?
Şimdi dürüst olayım, bu soru ilk bakışta çok masum. Hatta biraz “turistik bilgi” gibi duruyor. Ama insan bir kere içine girince olay bambaşka bir yere gidiyor. Sanki otelin sahibi kim değil de, hayatın sahibi kim diye sorgulamaya başlıyorsun.
Ve İzmir’de yaşayan 25 yaşında bir genç olarak bu tarz sorgulamalar bende genelde iki şeye yol açıyor: ya tost yemeye çıkıyorum ya da tavana bakıp 40 dakika düşünüyorum. Üçüncü bir seçenek yok.
Bir Otelin Sahibini Ararken Kendini Bulmak (Klişe Ama Gerçek)
“Koru Hotel kimin?” sorusunu arattığımda aslında şunu bekliyorum: net bir isim, belki bir şirket, belki bir yatırım grubu. Ama internet öyle bir yer ki, sana bilgi vermekle kalmıyor, üstüne bir de “sen bu bilgiyi neden arıyorsun?” diye psikolojik analiz yapıyor gibi.
Kafamda küçük bir sahne canlanıyor:
— “Kardeşim Koru Hotel kimin biliyor musun?”
— “Bilmiyorum ama çok da önemli değil sanki?”
— “Hayır önemli, çünkü içimde kaldı.”
İşte ben tam olarak bu üçüncü cümledeyim.
İzmir’de arkadaş ortamında da böyle şeyler olur. Bir kişi oturur ve der ki:
“Ya Koru Hotel kimin ya?”
Ve o an herkesin yüzünde aynı ifade:
“Biz niye buradayız ve neden bunu konuşuyoruz?”
Ama konuşuruz. Çünkü biz Türk gençleri olarak gereksiz görünen her bilgiyi hayat memat meselesi yapma konusunda olimpiyat şampiyonuyuz.
Koru Hotel kimin? Sorusunun Beyinde Açtığı Yan Yol
Şimdi dürüst olalım, bu soru sadece bir otel sorusu değil. Bu soru bir “merak zinciri”.
Koru Hotel kimin?
→ Oteli kim kurdu?
→ Neden kurdu?
→ Kaç odası var?
→ Orada çalışanlar sabah kahvesini nerede içiyor?
→ Ben neden sabah kahvesi içmeden bu soruları düşünüyorum?
Beyin burada hafif bir İzmir esintisi alıyor ve konuyu dağıtıyor. Çünkü mesele artık otel değil, kontrol hissi.
Ben kendi kendime diyorum ki:
“Tamam kardeşim, sakin ol. Bu sadece bir otel.”
Ama iç sesim hiç sakin değil:
“Ya değilse?”
İç Sesimle Kısa Bir Tartışma
Ben: Bu kadar büyütme, Koru Hotel kimin sorusunun cevabı basit bir şeydir.
İç ses: Emin misin? Hayatında hiçbir şey basit olmadı zaten.
Ben: Abartma, Google var.
İç ses: Google var ama sen de varsın. Ve sen genelde yanlış sonuçlara daha hızlı ulaşıyorsun.
Haklı. Bunu kabul etmek biraz acı ama gerçek.
İzmir Perspektifinden Otel Sahipliği Üzerine Fazla Düşünmek
İzmir’de büyüyen biri olarak şuna alışıyorsun: her şey biraz rahat, biraz da dağınık. İnsanlar acele etmiyor ama düşünceler çok hızlı.
Mesela Alsancak’ta yürürken bile beyin şöyle çalışır:
“Bu kafe güzelmiş… acaba sahibi kim?”
“Bu bina eskiymiş… kim yapmış?”
“Bu sokak neden bu kadar dar… tarihsel sebebi var mı?”
Şimdi aynı zihniyetle “Koru Hotel kimin?” sorusuna bakınca olay büyüyor.
Bir otel düşün:
Işıklar, resepsiyon, valiz taşıyan insanlar, check-in yapan çiftler…
Ve ben zihnimde şunu soruyorum:
“Bu düzeni kuran kişi şu an ne yapıyor acaba?”
Muhtemelen kahve içiyordur. Ama benim beynim bunu kabul etmiyor, illa dramatize edecek.
Bir Arkadaş Ortamı Senaryosu: Koru Hotel Tartışması
Geçen gün arkadaş grubunda oturuyoruz. Konu yine hiçbir yere gitmiyor. Tam o sırada biri telefonuna bakıp diyor ki:
— “Koru Hotel kimin biliyor musunuz?”
Masada 3 saniyelik sessizlik.
Sonra biri:
— “Abi biz niye bunu konuşuyoruz?”
Diğeri:
— “Ben biliyorum gibi hissediyorum ama emin değilim.”
Ben de içimden diyorum ki:
“İşte toplum bu yüzden ilerlemiyor, çünkü herkes yarım bilgiyle yaşıyor.”
Ama dışarıya bunu söylemiyorum tabii, sadece çayımı karıştırıyorum. Çünkü fazla konuşursam bana “fazla düşünen çocuk” etiketi yapıştıracaklar.
Zaten yapıştırdılar.
Koru Hotel kimin? Sorusu Neden Bu Kadar Takılıyor?
Aslında mesele otel değil. Mesele “merakın boşlukta kalması”.
İnsan beyni tamamlanmamış bilgiyi sevmez. Özellikle benim gibi sürekli düşünen biriysen, bu daha da kötü.
Koru Hotel kimin?
Cevap yoksa beyin şunu yapıyor:
“Tamam o zaman biz bu konuyu hayatın ana gündemine alıyoruz.”
Ve alıyor.
Sabah kalkıyorum, duş alıyorum, kahve yapıyorum, ama arka planda sürekli şu soru:
“Koru Hotel kimin?”
Bir süre sonra fark ediyorum ki ben artık bu soruyla arkadaş olmuşum. Hatta neredeyse birlikte yaşıyoruz.
Kısa Bir Günlük Hayat Kesiti
Metroya biniyorum.
Yanımda iki kişi konuşuyor:
— “Tatil için otel bakıyoruz.”
— “Koru Hotel nasıl sence?”
Ben o anda:
“Hayat beni test ediyor olabilir mi?”
İçimden bağırmak istiyorum:
“BİLİYORUM O SORUYU, BEN DE BİLMİYORUM!”
Ama tabii ki sessiz kalıyorum. İzmirli olmanın en büyük yeteneklerinden biri: içten yanmalı düşünmek ama dışarıya klima gibi görünmek.
Bir Otelin Sahibi Neden Bu Kadar Merak Edilir?
Bunu düşündükçe kendime gülüyorum. Çünkü normalde insanlar otelin konforunu, manzarasını, kahvaltısını merak eder.
Ben ne yapıyorum?
“Kim yaptı bunu?”
Sanki Sherlock Holmes’üm ama çözdüğüm şey cinayet değil, otel sahipliği.
Ama kabul edelim, bu sorunun içinde küçük bir güç hissi var. Bir şeyi bilmek istiyorsun çünkü dünya biraz daha anlaşılır olsun istiyorsun.
Ama dünya genelde şöyle diyor:
“Kolay gelsin.”
Koru Hotel kimin? Üzerine Fazla Düşünen Bir Beynin Final Noktası
Günün sonunda şunu fark ediyorum: Aslında bu soru bana oteli değil, kendimi düşündürtüyor.
Neden bazı şeyleri bu kadar merak ediyorum?
Neden basit bir bilgi bile zihnimde labirente dönüşüyor?
Ve neden bu labirentin içinde genelde çıkış tabelası yok?
İzmir akşamı oluyor. Denizden hafif rüzgar geliyor. Telefonu kapatıyorum.
Ama iç ses son bir kez uğruyor:
— “Bu arada… Koru Hotel kimin?”
Ben:
“Bilmiyorum ama artık önemli değil.”
Çünkü bazı soruların cevabını bulmak değil, onları taşımayı öğrenmek gerekiyor.